28 Kasım 2016 Pazartesi

konusmak bile istemedigim su gunlerde dusunuyorum ki, anlatacak bir sey her zaman vardir, mesele kime, ya da neye anlattigimiz.. guvensiz bir insanin konusmaya baslamasi da epey zorlasabiliyor. o benim karsimda olmasa da, onun hayatimda var olmasi; kendimi ifade etmemi kolaylastiriyordu ornegin, ya da biliyordum ki dunya uzerinde beni anlamak isteyecek bir dostum var, beni ben yapanlar onlar. kirilip dokuldu her sey. ne ask, ne dostluk kaldi geriye. ve biz bir kahve dukkaninda karsilasan iki yabanci olduk. dun fark ettim ki o aksamdan sonra sifirlamisim her seyi, seni bir daha gorecegimi bile o kadar dusunmemistim ki, sana soyleyecek hicbir sozum yoktu. senin de yoktu belli ki, sen de pek dusunmemistin.. o aksam sana telefonda soyledigim seyler, hepsi havada asili kalakaldi. taniyorum bu hissi, ve bu sefer seni sahiden bir daha gormeyebilecek oldugumu biliyorum. ben acmistim zaten kartlarimi, sen de soylediklerinle degil de, tam da soylemediklerinle, yeterince acik oynadin.

billie holiday dinledim trende 'gri sehrime' donerken. "oh, my man, i love him so / he'll never know / all my life is just despair / but i don't care"...