10 Mayıs 2014 Cumartesi

cunku eger soylersen gercek olur
bunu herkes bilir
soylenmemis her sey reddedilebilir
olmamis gibi davranilabilir
unutmak kolaylasir boylece
soylemiyorum ben de artik
soylemeyecegim
dilimin ucuna gelecek ismin
ben susacagim
susarken bazen
'elinden baskalari tutacak' dedigin gunu
ve ilk elimi tutusunu hatirlayacagim
koprude yuruyusumuzu
bu kadari mazur gorulur sanirim
biraz telasli ve hizli adimlarimiz
yurumeye dikkatimi veremiyorum
ayni anda nasil karanlik ve nasil parlak gece bilemezsin
el eleyiz koprude yuruyoruz
biraz gorkemli gibi
yanimizdan insanlar geciyor
ben sadece isiklari ve seni goruyorum
senden habersizim seninle yuruyorum
iste her sey tam orada basliyor
peki
simdi bunu yalniz ben biliyorum
oyleyse gercek mi degil mi kim soyleyebilir
dusun ki cilginin biri tarafindan kurgulanmis ve
bir sekilde aklimdalar
zaten o kopruyu de yiktilar

7 Mayıs 2014 Çarşamba

bu gece de uyuyamiyorum. radyoyu actim, karanlikta uzaniyorum. seni nasil ozledigimi unutup var olmayi hatirlamaya calisiyorum. cunku bazi geceler, hicbir seyin yarari yok hala. oyle paramparca ki icim, biraz bile iyilesmedi. ustunden bi gun bile gecmedi. tek kelime konusalim istemiyorum, sadece susup sana kosmak istiyorum sevgilim. kosup sarilmak. belki biraz aglamak. baska bi sey istemiyorum. sonlarda da baslangiclarda oldugum kadar kotuyum. bi gun gecicegini bilsem de beceremiyorum iste. istemiyorum belki. icinde oldugun sayisiz ruya gordum, hala goruyorum. sen bilmiyorsun. ruya mi goruyorum g., inanamiyorum buna diyorum. sefkatli sesinle iyiyiz biz bebegim, diyip sariliyorsun. hemen inaniyorum sana. sana inanmaktan baska bi arzum yok. uyaniyorum sonra birden. hatirliyorum ki sensizim. ve oyle kalacagim cunku sen bensiz daha iyisin. iste o gunler cok zor geciyor.

22 Nisan 2014 Salı

her kim ki buyuk laflar ederse ask uzerine, ayrilik uzerine, yalnizlik uzerine, aci uzerine, yanilir biliyorum.

***

once anlamadin. bekledin. sokaklarda bekledin, kutuphanelerde, kafelerde, sigaralarla, hava buz gibiydi ama bekledin, insanlarla konustun hep onu anlatmak istedin, bekledin. disindan bitti derken icinden kara kara dusundun. gercekten bitmis olabilir mi? kendini kaybettin. kendini zaten kaybetmistin. duygular insana neler yaptirirmis. aslinda hep farkindaydin. sen degildin. sen olamazdin koseye sikismistin. aslinda kendini hic acamamistin. iki kisilik bir dunyayi tek basina yaratmaya calistin. eskiden iki kisilik sonsuzluklardan bahsederken bu kez oraya zar zor sigdin. orda da, tek basinaydin. yine anlamadin. gozlerini kapadin. sarkilar dinledin. sarkilar coskuyla yukselirken hep hayaller kurdun. birkac yil sonra olanlari hatirlayip beraber guleceginize ne kadar emindin. zor seylerin ustesinden gelmek insanlari birbirine baglar. hatalar yapmak, rezil hatalar. tokezlemek, dusmek, hatta kucuk dusmek, ama sonunda yine de kucaklamak her seyi, oldugu gibi. boyle seyler insana siirler, sarkilar yazdirirdi zaten. akillanmamistin. son yikimini bile tamamen unutmustun ve gittikce daha caresiz gorunmeye basladin. gercekten bitmis olabilir mi? insan sevdigini yuceltirmis, sen de onu yuceltmeye devam ettin. bikmadin. bir tek bundan bikmadin. gercekten bitti mi?

***

agladin. sustun. tahmin edilebilecek seylerin cogunu denedin. eylemsiz, durdun. gecmedi zaman. sonra kendini sucladin her zamanki gibi. kendini sucladigin icin bile kendini sucladin. agir agir acilacakti algilarin. bosluga bastin. zamanla, dusmemeyi tecrube ettin.

her firsatta dozundan biraz fazla guldun. a. sevgilisinin elini tuttugunda gozlerini kacirdin. masada yalniz kaldiginda, karsidaki tavla oynayan kizla cocuga daldi gozlerin.

her seyin sacma bi drama donustugu binlerce an yasadin.

gecti zaman.

***

son bir haftadir, yataktan pek cikmadan birkac sezon supernatural izledim. ayni eski pasif agresif gunlerimdeki gibi, evet. dean'in dudaklariyla ilgili takintim disinda crowley'le bile duygusal bag kurdum sonunda. bi yerde okumustum, eyleme gecmek icin mutlu olmak degil de, mutlu olmak icin eylemde olmak gerektigi.. mutlu olmak yerine iyi hissetmek diyelim ya da. zihnimi gercekdisi bi seylerle mesgul edebilmek cok iyi geldi.

artik gercek dunyaya donmek gerekiyor tabi. son zorlu yokusum bu bir sureligine. en zorlu yokusum. eylemde olmaktan kastimsa bundan sonra, seytan tabletini cozmeye calisan kevin tran hayatima geri donmek.. o kac ay yapti bunu bilmiyorum ama benim yaklasik 4 ayim var. bkz. cehennemin kapilari nasil kapatilir..

***

geciyor zaman.

6 Nisan 2014 Pazar

Gün bitti. Saat kaç. Bitecek mi bir gün savaşımız
Hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de
Dönüp dönüp arkamıza baktığımız
Bir dünya kalıntısı üstünde
Hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de.

21 Mart 2014 Cuma

sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

19 Mart 2014 Çarşamba

it's gonna take a lot to drag me away from you
there's nothing that a hundred men or more could ever do

18 Mart 2014 Salı

dunyanin binbir turlu derdinin, tasasinin, trajik olaylarinin, olumlerin kalimlarinin ve bitmek bilmez mantiksizliginin arasinda, 23. yasimi nasil yaktigimin hikayesi eminim cok komik gelecek yillar sonra. az once evin arka tarafindaki parkta oturmus sigara icerken hayat cok basit aslinda diye dusundum bilmiyorum kacinci defa. nefes aliyorsun, adim atiyorsun, arabadan iniyorsun, bir kapiyi aciyorsun, seviyorsun, unutamiyorsun, unutuyorsun, mutlu oluyorsun, uzuluyorsun, o sarkiyi tekrar aciyorsun, veya artik hic dinlemiyorsun, nefes aliyorsun, geciyor sonra, hepsi geciyor sonunda. fakat benim yaptigimi yapmaman gerek, dudurp durup dusunmemen, tek basina oturdugun o bankta kendininkiler cok hafifmis gibi bir de onun ne dusundugunu kestirmeye calismaman gerek. naparsan yap zaman durmayacak. gercekten bu oldu mu? sorusunu sormayi birakman gerek. her gun yeniden mi ispatlayacaksin, oldu iste. yasanmamis anlarin yuku her seyden daha agir aslinda. hayali kurulmus ama yasanmamis. oldu iste. hepsini tasimayi goze aldik beraberce. neden diye soruslarin, ne kadarini anladigin, anlamadigin onemli degil. anlamak zorunda degiliz, zaten bir sey anlayacagimiz da yok. keske ben de biraz kaderci olabilseydim. keske.

27 Şubat 2014 Perşembe

tesekkur



her gun bi seyler oluyo. bugun de bir suru sey oldu.  sabah yedi bucukta aglayarak uyandim. uyuyamadim tekrar, tanriyla ilgili seyler dusundum. sanirim biraz dua ettim. sonra yatakta debelendigim saatlerin ardindan zorlukla gittigim kutuphanede yer bulamadim. cantami bi masaya atip disari ciktim. kutuphanenin yanindaki banklardan birine oturdum. yan bankimda bi teyze vardi.  beni beklermis gibi oturup durdu yanimda. hava soguk degil mi? diye seslenen adama gulumseyerek temiz hava aldigini soyledi. bense o sirada duman solumakta, dorduncu sigarami icmekteydim. sonra e. abi geldi birden. aslinda onu kutuphaneye girerken gormus ve gormezden gelmistim. yanima gelip oturdugundaysa nedense dunyalar benim oldu. acil stajindayken de severdim onu. oglunu bile mincirmisligim var. rotasyondaymis, teziyle ugrasiyomus o da. tus'tan, doktor olmaktan ve hayattan konustuk. oncekileri bilmiyo nasilsa diye dusunup uc sigara da onunla ictim. kendini birakman lazim, dedi laflarken. her sey yoluna giriyo bi sekilde. son gunlerde yasadiklarimdan haberi yoktu ama benim sarilasim geldi o bunu soylediginde. gecicek di mi abi diye.. sonra iceri girdik. hala ders calisasim yoktu tam da o sirada c. aradi. hastaneye gittim, onunla yemek yedik. daha dogrusu o yedi. ben de cay soyledim. evet midemdeki yumruk bi yana aslinda sakindim ve dunyanin sonu gelmemisti. dunyanin sonuna daha cok vardi. ben her seyi flu goredurayim baska insanlari da silkeliyodu hayat. siniyodu, bok vardi cunku. c.'la ayrildik. ben kutuphaneye donucektim. sigarami yakip arabaya dogru giderken hala pek calisasim yoktu. yine agirlasmistim. sonra p. ile karsilastim. karsidan naber fistik diye gelirken o ben artik kendimi tutamiycagimin farkindaydim. bazi insanlardan icini saklayamazsin, beceremezsin. onu cok iyi tanidigimi bile soyleyemem ama p. da benim icin onlardan biri iste. sacmaladigim bikac cumleden sonra sesim titredi ve aglamaya basladim. canini yakti.. dedi uzuntuyle aylardir konusmadigim, su anki hayatim hakkinda hic fikri olmayan kadin. beni kenara cekti, saati sorup sigaramdan aldi ve bana yapabilicegi en buyuk iyiligi yapti o bi sigaralik zamanda. simsiki sarildik giderken. cok garipti.

garip ve guzel tesaduflerin de bi etki suresi var tabi. kutuphanenin onundeydim tekrar, ezan okunuyodu ve ben yine, tanriya yeniden mi inanmaya basladigimi dusunuyodum. p.'in sozlerini aklimdan cikarmamaya calistim. 44 gunluk bi calisma plani yaptim. pediatrik noroloji sayfalari arasinda yine onu gordum. sonra kitabi kapatip eve gittim. babamla biraz memleket hallerinden konustuk. battaniyemin altinda 'ask ekmek hayaller' adli diziyi izlerken kendimi 150 yasinda hissettim. sonra ayriligin resmini cektim. ve neden bilmiyorum yazmak istedim bugunu. bugun ben bi kez daha olmedim.

20 Eylül 2013 Cuma

beraber dinledigimiz o sarkiyi dinliyorum simdi
beraber dinledigimiz icin sevdigim o sarkiyi
bir seylerin degismesine cok az kaldi
ben bunlari yazarken
biz de degisiyoruz sanki
aci taraflarini goruyoruz derinine indikce duygularin
koselerine carpiyoruz
ayirdina variyoruz koselerin birbirimizden uzakta
aci cekmeyi ogreniyoruz yeniden
ve onun butun karmasik silahlarini
yine benzemiyor oncekilerin hicbirine
cunku hep yenidir aci cekmek
ve henuz cok taze
ve hemen birakmayacak yakamizi,
zaman alacak olgunlasmasi
tenimizin birkac kat altina gomulup
her aksam her aksam
kanamamasi.

23 Temmuz 2013 Salı

Nedir bu
gecenin icinde
bu inim inim uzayan turku?
Bir ask turkusu olmali
ya da bir agit
ya da ikisi bir arada.
Ne diyorlar boyle hep bir agizdan Harabo Harabo?
Harabo'nun kotu oldugunu.
Dinliyor musun?
Evet.
Ne diyorlar, anliyor musun?
Biraz. Diyorlar ki, Gel benim basucumda bekle,
bu yasadigim yerler yasanmaz oldu.
Kimden soz ediyorlar dersin? Kime sesleniyorlar dersin?
Aliye Ramo koyunun uzumlerinden.
Aliye Ramo koyunun uzumlerine benzeyen memelerden
genc kiz memelerinden
bu arada Tanri'dan hem seytandan
ikisinden de medet umuyorlar
ya da ikisinden de umudu kesmisler
ve uzak bir ilden soz ediyorlar
Mardin belki
cunku bir satodan soz ediliyor
ya da ona benzer bir seyden
bir kuleden, bir handan
ve onun icindeki fidan boylu bir kizdan
O genc kizin bedeninden
kar eriten atesinden
kis gecelerinden
bahar gunesinden
bir kiz bir kiz ki
adi Aliye Ramo
hem bir kiz hem bir koy
bir turku ki hem insandan hem koyden soz ediyor
Baska nelerden soz ediyorlar?
Parildamayacak gunesten
soguk gunesten
koyundan, tokludan, dogacak kuzudan
ve sonra dagdan inen kurttan
Bu ne kis diyor turku bu ne bitmez kis
ne zaman gelip beni bulacaksin
ne zaman beni kurtaracaksin?
Kim soyluyor bu turkuyu? Kimin agzindan yakilmis bu agit?
Bilmiyorum. Dedim ya, bir kiz icin ve bir koy icin ve
goruyorsun hep bir agizdan soyluyorlar simdi.
Diyorlar ki, Yeter artik Harabo yeter artik
Ne diyorlar?
Baskasiyla evlendin Harabo bizi aldattin
koyunden kactin Harabo
yaban ellere gittin
Yeter artik Harabo Harabo
beni unuttun
beni unuttun
beni kendine kole ettikten sonra unuttun
Tanri bunlari yanina komaz Harabo
Harabo Harabo
ama sen gene don
seni bagislayanin ve sevenin kollarin atil
Harabo Harabo
oleceksin Harabo
kemiklerin kuruyacak kullerin yelde savrulacak
sabah yeli kullerini dogdugun topraklara geri
getirecek
sevistigimiz agacin altinda birikecek
Haraba Harabo yaniyor memelerim
Harabo Harabo kavruluyor kasiklarim
Harabo ulu daglarin yeli eser
Harabo bu yeller hic durmaz
icimdeki ates sonene degin.

Hic susmuyorlar.
Susmazlar. Sonu gelmeyen, her bittiginde yeniden baslayan bir turkudur bu. Gelmeden soylemislerdi bana. Butun gece devam eder. Hep ayni seyleri soyler gibiler.
Ne diyorlar?
Deyola, diyorlar, ben olumden korkarim
korkmam dersem de korkarim
gozden korkarim ulu kistan korkarim
senden uzak oldugumda
esen yelden korkarim
yagan kardan
uluyan kurttan korkarim
Ben olursem
sen don ve kaz mezarimi
cunku ancak sen bu karlari kureyip topraga ulasabilirsin
cunku ancak sen bu ulu kista kazabilirsin
kabrimi (kabrimi, diyor)
Ve beni o tepeye ancak sen gomersin
Agac yoktur ki basima dikesin
Ziyani yok
karlar erir sen burda olursan
bir agac bul dik dumduz olmus mezarimin basina dik
delaylo oy delaylo
ne zalimdir kara kista gelen olum
ne zalimdir sevgiliden uzakta olum
helo helo doyamadim dudaklarina
oksayamadim seni diledigimce
teninden nasil ayrilirim senin
bu gece ne bitmek bilmeyen bir gece
ve kursun sesleri geliyor delaylo delolo
pencereden baktim kar basladi
uzakta
yuksekte
karlarin ortasinda
yapayalniz
yapayalniz gibi
bir cira alevinde
bir cira alevinin isli isiginda
Karanlikta
olmek istemem sensiz
olmek istemem delaylo delolo...

Sustular mi?
Evet. Birazdan yeniden baslamak uzere.
Baslayacaklar mi, dersin?
Sanirim.
Ne kadar surer dersin?
Butun gece. Butun bir kis boyu (belki).
Nicin soyluyorlar butun gece, butun kis boyu,
bu bitmez turkuyu, bu aci agiti?
Cunku.
Bizim yaptigimiz gibi mi demek istiyorsun?
Belki...
Evet...
Hic suphesiz...
Aynen.

19 Temmuz 2013 Cuma

neyse ki parcalarimi toplayan arkadaslarim var.

30 Haziran 2013 Pazar

kelimeleri zar zor bulup hizaya sokuyorum. bir yabanci yaziyor sanki yazdiklarimi.

icim bombos. acidan, agirliktan kotu bu. bombos. boyle oluyormus demek ki nicedir unuttugum o hiclik. degil gecmis, degil gelecek, tutunacak bir insan isminin kalmamasi. kendininki dahil. boyle oluyormus. kendi ismin de olsa olsa bir hayalkirikligi cunku. yari yolda kalmayi aliskanlik edinmis. her zaman imkansiz mutluluklar aramayi ve her seyin sonunda felaketlerin ortasina dusmeyi de. felaketlerden sonra dik durmayiysa hic becerememis. belki tek tesellisi, hala hissetmesiymis. hala taslasmamis kalbi korktugu gibi. hala inlermis aciyla. insanmis cunku. hala insanmis ve yas tutarmis. neyin yasi? olen anilarin ve hayallerin yasi. unutulmanin ve unutulacak olmanin yasi. iste boyle, boyle yikiliyormus korkudan varligini bile inkar ettigin kesinlikler. belki de kendi uydurdugun.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

"Benimse ne gideceğim bir yer
Ne de özlediğim bir şey var
Öyleyse neden yazıyorum bu sözleri ona
Bu biraz sevdaya benzeyen, biraz da sevdasızlığa
Böyle gelişigüzel böyle kırık dökük
Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana."

19 Nisan 2013 Cuma

garip bir sey var. biz seninle yakinlastikca, aramizda buyuyen mesafeler var. boyle olacagini hic tahmin etmemistim. tanik olunmamis milyonlarca anim oldu simdi. tanik olunmamis ve yari-yasanmis. (ve yari-yasanmamis). nasil derin bilsen! ama gorunmez! nasil oldu da gormedin hicbirini ve etkilenmedin? aci cekmedin. sevmek, bencildir oysa. aci cekerken, aci cekmesini ister. mutlu olmasini degil. bir tek onu degil. bu yuzden melek olamayiz: melekler gercekten sevmezler kimseyi.

*and i was broke, without a smoke*

19 Mart 2013 Salı

tomris uyar alfabesi

Hata: Yaşam hatasızlığa dayalı olamaz. Bazen hatalar büyük keyifler bırakabilir. İnsan Hakları Bildirgesi’ne girmesi gereken bir madde bu. İnsan saçmalayabilmeli, hata yapmalı. Yapılmazsa da hayat bir şeye benzemez. Hele ilişkilerde.

8 Mart 2013 Cuma

baktigin gun soyle acik mi?

4 Mart 2013 Pazartesi

27 Şubat 2013 Çarşamba

yazalim yazalim. ne yazalim? o gunden baslayalim. kitaplara bakarken, elimi tuttugun andan. benim sana bakip gulumsedigim, seninse kitaplara bakmaya devam ettigin andan. ben hic tanimadigim o seyi hissediyorum. sana soylemiyorum. baska bir an: nehrin kenarinda duruyoruz. asagi bakiyoruz. sen dusmeyeyim diye –sanirim gercekten de dusecegimden korkuyorsun– beni belimden kavriyorsun. defalarca opuyorsun. o sirada bize sorsalar, zaman diye bir sey yok. sonra aradan sonsuz sandigim iki hafta geciyor nasilsa. ikinci yarisi birtakim kalp sikismalariyla gecen iki hafta. ve karsimdasin. hayatimda ilk defa, birini gordugumde, bu kadar ozledigimi fark ediyorum. belki ilk defa birini gordugume bu kadar seviniyorum. hissediyorum. hayatta oldugumu. hafifliyorum. ici olmus biri icin fazla bunlar. cok. sen bana sarildikca ben hepsini tasiyabiliyorum. oyle cesur oluyorum ki, hic konusmadigimiz seyleri soruyorum sana. gelecekten bahsediyoruz. gelecek, o an cok yakin gozukuyor gozume. cunku sen, iste, karsimda oturmus bana bir seyler anlatiyorsun. ve benim yine sonsuz butun simdilerim. dusununce bu gercek inanilmaz geliyor bir an, guluyorum. mutluyum. neden guldugumu soruyorsun, mutluyum diyorum, inanmiyorsun. simariyorum. bir seylerin cozuldugunu hissediyorum. sonunda hareket edebildigimi, eskiden felcliymisim gibi. yaralar, boyle iyilesiyor demek ki. biraz rahatsiz bir yerde, uzun uzun opusuyoruz sonra. orasi dunyanin en rahat yeri oluyor birden. kollarin simsiki sarmis beni. camlar ne zaman bugulanmis?

beni son kez opup otobuse biniyorsun. vedalasmamiza gerek kalmasin diye, seni bir daha gormemek dusuncesi geciyor o an aklimdan. birbirimize el salliyoruz, sonra sen, iyilestirdiklerinin yanina, hemen yanina, kocaman bir yara acip gidiyorsun. bana bakip gulumsuyorsun. ve ben o sirada kimbilir kacinci sigarami iciyorum.

16 Şubat 2013 Cumartesi



“This time he is close to her, he speaks to her. She welcomes him without surprise. They are without memories, without plans. Time builds itself painlessly around them. Their only landmarks are the flavor of the moment they are living and the markings on the wall.”

3 Şubat 2013 Pazar

mutlu edebiyat yoktur, demisti bana bir gun. bunu kimin yazdigini da soylemisti belki ama hatirlamiyorum. birkac yil once izledigim bir filmde; bir adamin mutluluk uzerine yazilacak cok sey olmadigindan bahsettigini hatirliyorum. mutlulugun bircok acidan koreltici bir duygu olduguna inanmam, bundan cok onceye dayaniyor tabi. ben mutlu degildim ama yine de koreldim. ustelik guclenmedim. asiri-duyarliliklarimdan veya sonsuz kuskularimdan bir sey kaybetmedim. sadece koreldim. icimdekileri guzel bir seylere donusturemedim, olanca sekilsizlikleri ve cirkinlikleriyle biriktirdim onlari. agzima kadar o kocaman, taslasmis cirkinlikle doluyum simdi.

butun gulumsemelerin altinda bir seyler gizli, butun gulumsemeler birer ortu. olu bir pazar gununde, bolca gulumseyen bir olu.