kendinden emin olmanin, ve yaptigin guzel seylerin arkasinda hakli bi gururla durabilmenin mutlulugunu hatirladim az once. bu, uzaktan bile olsa hayatta tanik olunacak guzel seylerden biri ama ben seyirci olmak, guzelliklere alkis tutmak filan istemiyorum artik.. sevdigim isi yapabilmeye, ise yaradigimi hissetmeye ihtiyacim var. onu yeniden hissedemezsem naparim bilmiyorum ve bu bana inanilmaz caresiz hissettiriyo. artik anlatmaya bile kalkisamadigim bu bosluk dolmuyo cunku.. baska turlu dolduramam gibi geliyo. ariyorum hep. aramaktan mi yoruluyorum bu kadar.
10 Şubat 2015 Salı
1 Şubat 2015 Pazar
21 Ocak 2015 Çarşamba
13 Ocak 2015 Salı
ne yapip edip ofkesine sahip cikmali insan. ofke gidince her sey hoop en basa donuyor.
fark ettim ki gozunuze sokmadikca yapilan hicbi seyin kiymeti yok. napalim ben susmayi tercih edecegim uzunca bi sure daha. eskiden butun bunlari ne kadar kolaylikla yapardim, tanrim. bir kez cikarinca kafani cemberin disina, bir daha hicbir sey eskisi gibi olmuyor. cekilen acilarin bile tadi ayni degil. bazen kendimi bulamiyor ve bu yeni insana ve onun zihnine alisamiyorum.
yine geri sayimlara basladim. bu iyi degil. "simdi" guzel bir zaman araligi mesela. bir seylere baslamak ve son vermek icin. gelecekle konusacak bi seyimiz yok ki su an. masaya sadece simdi'yle ikimiz oturalim.
mail kutumun derinliklerinde bir fotograf var ve o fotografi yine silemedim. gecen gun bir sey gordum internette: "with a little luck, you may never fall in love again." hafifce guldum ilk okudugumda sonra hakikaten dedim. ask kotu biri, ve her nedense o yokken her sey onunla ilgili.
fark ettim ki gozunuze sokmadikca yapilan hicbi seyin kiymeti yok. napalim ben susmayi tercih edecegim uzunca bi sure daha. eskiden butun bunlari ne kadar kolaylikla yapardim, tanrim. bir kez cikarinca kafani cemberin disina, bir daha hicbir sey eskisi gibi olmuyor. cekilen acilarin bile tadi ayni degil. bazen kendimi bulamiyor ve bu yeni insana ve onun zihnine alisamiyorum.
yine geri sayimlara basladim. bu iyi degil. "simdi" guzel bir zaman araligi mesela. bir seylere baslamak ve son vermek icin. gelecekle konusacak bi seyimiz yok ki su an. masaya sadece simdi'yle ikimiz oturalim.
mail kutumun derinliklerinde bir fotograf var ve o fotografi yine silemedim. gecen gun bir sey gordum internette: "with a little luck, you may never fall in love again." hafifce guldum ilk okudugumda sonra hakikaten dedim. ask kotu biri, ve her nedense o yokken her sey onunla ilgili.
11 Ocak 2015 Pazar
10 Ocak 2015 Cumartesi
bu sabah sia'nin elastic heart videosunu izledim, ve sanirim biraz sarsildim. ustune bir seyler yazmak istedim o an ama ders calismam lazimdi, vazgectim. insan gun icinde birsuru sey yapiyor ama o 'seylerin' bir seyler hissettirmesi pek nadir. kalbine dokunmasi ise genellikle imkansiza yakin. ama bu sabah izledigim sey kalbine dokunan cinstendi iste. shia'nin bakislari hala aklimda. en cok, kizin tekrar kafese girip shia'nin sirtina ciktigi ani sevdim sanirim. uzlasmak guzel sey.
icim daraliyor birkac gundur. birden, bir anda geliyor o sikinti, sonra napsam gecmiyor. kutuphanede gecen verimsiz saatlerden sonra kalktim eve geldim bugun de erkenden. son zamanlardaki tus buddy'im ibrayim'e gittigimi haber verirken biraz utandim ve "sorun sende diyil, bende." demek istedim.
keske bazi seyler boyle olmasaydi. cunku bence yazik. keske uzlasmanin bir yolu olsaydi. bazi cumleler sarf edilmemis olsaydi, uzlasirdik belki. hep bunu dusunuyorum.
bir sey hatirladim: aylar once ruhlarimizi buyuk, beyaz carsaflara benzetmistim, neden bilmiyorum. benimki kirli, delik desikti, ve tamiri uzun surecekti. –ruh carsafi. ahha. bak bunu su an yapamazdim.
icim daraliyor birkac gundur. birden, bir anda geliyor o sikinti, sonra napsam gecmiyor. kutuphanede gecen verimsiz saatlerden sonra kalktim eve geldim bugun de erkenden. son zamanlardaki tus buddy'im ibrayim'e gittigimi haber verirken biraz utandim ve "sorun sende diyil, bende." demek istedim.
keske bazi seyler boyle olmasaydi. cunku bence yazik. keske uzlasmanin bir yolu olsaydi. bazi cumleler sarf edilmemis olsaydi, uzlasirdik belki. hep bunu dusunuyorum.
bir sey hatirladim: aylar once ruhlarimizi buyuk, beyaz carsaflara benzetmistim, neden bilmiyorum. benimki kirli, delik desikti, ve tamiri uzun surecekti. –ruh carsafi. ahha. bak bunu su an yapamazdim.
3 Ocak 2015 Cumartesi
30 Aralık 2014 Salı
sana asik oldugumu anladigimda gozlerimden birkac damla dusmustu. ustelik oyle sacma bir andi ki saskinliktan konusamamistim. gordun mu bilmiyorum, ama bir sey demedin. uygunsuz bir durumdaydik sanirim. zaten biz uygunsuz durumlar yarismasinin su goturmez kazananiydik. sonra radyoda 'save the last dance for me' calmisti. sonra benim gitmem gerekmisti. o gece uyumak icin gozlerimi kapattigimda iste oldu, demistim icimden. ona asigim.
bir baska aksam, bundan tam bir yil ve bir gun oncesi, sen gittin diye cok agladim. guvensizdim, korkuyordum, korkudan aklimi yitiriyordum. boyle yaparsan gidemem, dedigin icin sana soyleyememistim. gitme, demek istemistim. cok kotuyum, gitme. bir dakika bile ayrilma yanimdan. birakalim tren kacsin, sen simdi gitme nolur. sarilip uzaklastin. ben arkandan bakakaldim. bir banka oturdum ve tek basima aglamayayim diye aklima gelen ilk kisiyi arayip telefonda agladim. galiba o gun ilk kez sezmistim, bogazimda durmasina alistigim bu yumruyu.
bir baska aksam, bundan tam bir yil ve bir gun oncesi, sen gittin diye cok agladim. guvensizdim, korkuyordum, korkudan aklimi yitiriyordum. boyle yaparsan gidemem, dedigin icin sana soyleyememistim. gitme, demek istemistim. cok kotuyum, gitme. bir dakika bile ayrilma yanimdan. birakalim tren kacsin, sen simdi gitme nolur. sarilip uzaklastin. ben arkandan bakakaldim. bir banka oturdum ve tek basima aglamayayim diye aklima gelen ilk kisiyi arayip telefonda agladim. galiba o gun ilk kez sezmistim, bogazimda durmasina alistigim bu yumruyu.
11 Aralık 2014 Perşembe
mutsuz hikayeler ve sonundaki
buyuk ve gururlu yalnizliklardan filan baska zaman bahsedelim.
cunku bugun odam yerin birkac kat altinda
ve gozunu dikmis bana bakiyor yine,
o.
paltona sikica sarilip yururken
"usumesin" diye ic cektiren.
bin parcaya bolup
biniyle de ozleten.
bilmem bir gun iyilesir mi yer altindaki asiklar
belki de ask cogalir hala, yerin altinda
bakisiyla birlikte cogalir, elleri degisir yavasca,
ya sesi? –sesi ayni mi kalsa.
bugun aklimdan dehset pariltilariyla gecen kucuk bir cumleyi sakladim
bir gun iflah olursam, bulamayacagim
cikar da gelirse, kulagina fisildayacagim.
buyuk ve gururlu yalnizliklardan filan baska zaman bahsedelim.
cunku bugun odam yerin birkac kat altinda
ve gozunu dikmis bana bakiyor yine,
o.
paltona sikica sarilip yururken
"usumesin" diye ic cektiren.
bin parcaya bolup
biniyle de ozleten.
bilmem bir gun iyilesir mi yer altindaki asiklar
belki de ask cogalir hala, yerin altinda
bakisiyla birlikte cogalir, elleri degisir yavasca,
ya sesi? –sesi ayni mi kalsa.
bugun aklimdan dehset pariltilariyla gecen kucuk bir cumleyi sakladim
bir gun iflah olursam, bulamayacagim
cikar da gelirse, kulagina fisildayacagim.
9 Aralık 2014 Salı
28 Kasım 2014 Cuma
her sey yerli yerinde sanki bak. sicak ve guvenli evinde oturmus, hava yastiklariyla cevrelenmis bir gercekligin icinde hayatin butun tehlikelerinden uzaktasin. gozlerin daliyor sik sik ama fark edince hizla toparliyorsun durumu. beynini bir seylerle erittigin surece, huzurlusun. derslerle, hayatindaki kucuk bir degisiklikle, bazen gozyaslari icinde seyredecegin aptal bir diziyle. erisin o birak, geriye tek bir ani kalmasin. eskisi gibi gecmissiz ve geleceksiz ol: ikisine de anlamlar yukleme. yeni, sonsuz bir simdi gibi, hiclikte huzur buldun yine. telefonuna bakmadan uyudugun aksamlarda huzur buldun. ozlemissin de biraz insansizligi. onlardan biri olmadigini hissettigin her an o kucuk kalp sikismasiyla beraber biraz da sukran duydun. size gerek yok. size gerek yok. uzulecek bir sey yok. her an mi kanamaya hazir yaralarin? unut ezberlediklerini, degistin sen. ne gurur, ne hayalkirikligindan. insanin icindeki rengarenk, devasa coplugu gordugun gunde degistin sen.
19 Kasım 2014 Çarşamba
15 Kasım 2014 Cumartesi
10 Kasım 2014 Pazartesi
son birkac gunku dengesizligim bana gore aciklanabilir gibi degil gercekten. basim agriyor ve su an anlatmak da anlamsiz geliyor. ama deneyeyim.. dun gun boyu cok neseliydim, hatta bunu fark ettikce daha da cok sevindim (bu cok sik olmuyor, ama oldugunda, cok guzel bi sey, katlana katlana buyuyor cunku), sonra yedi dakikalik eve donus yolumda nev'den 'zor' caldi radyoda ve bogazim dugumlendi. bayildigim bi sarki oldugundan degil, uzun zamandir dinlememisim, dokundu ne biliyim. ilk e.'yle dinlemistim o sarkiyi, onlarin evinde, cok kucuktuk. ne guzel sarki demis ve birbirimizi onaylamistik, sarkidaki 19 yas'in bize cok uzak oldugunu hissetmistik, belki sadece ben hissetmistim.. simdi de bir o kadar uzagiz o yasa! ustelik hayatin getirdiklerine bak, oynadigi kucuk oyunlara, sonra arsizca goz kirpislarina. nasil eglenceli bir sacmalik. ama sarkinin hala ayni yerini seviyorum cok sey degisse de. kapatmadim radyoyu. gozlerim doldu ama dinledim sonuna kadar. neyse tamam. bugun de, gun boyu dusunmemem gereken bir seyi dusunmemeyi kendime hatirlatmam gerekti. dusunmemeyi hatirlamak evet. insan isteyince her seyi yapiyormus hakkaten! (yine de iyi ki insanlar onlara bakar veya dinlerken gercekte aklimizdan gecen seyleri goremiyorlar. o sekilde evrilmedigimiz icin rastgelelik tanrisina mutesekkirim.) bir suredir fark ediyorum ki hayatin %90'i algi ve motivasyon. nerdeyse her seyi bu temele oturtabiliriz, dusunsene bir. bu aralar buna cok kafa yoruyorum ve iyi geliyor. neyse, ben dusunmemeyi hatirladiktan sonra, yine super gidiyorduk ki bu sefer o hayat benim izlerken aglamaya basladim. evet o igrenc ayrilik sahneleri beni mahvetti. belki kendime ait bir tane olmadigi icindir, of, belki yorgunluktandir, eve geldigimde kol kaslarimda fasikulasyonlar oluyordu bildigin, belki beynimde de birtakim hareketlenmeler yasanmistir. umarim oyledir. uyuyim en iyisi.
mesela kafamiza monte edilmis ufak bir ekran olsaydi ve bugun tam da supraventrikuler tasikardilerden bahsedildigi esnada orda su cumle yazsaydi? 'cagirmaman iyi, cagirsan yine gelirdim.'
nayt nayt.
mesela kafamiza monte edilmis ufak bir ekran olsaydi ve bugun tam da supraventrikuler tasikardilerden bahsedildigi esnada orda su cumle yazsaydi? 'cagirmaman iyi, cagirsan yine gelirdim.'
nayt nayt.
8 Kasım 2014 Cumartesi
6 Kasım 2014 Perşembe
29 Ekim 2014 Çarşamba
bazen bir seyi gereginden fazla dusundugunde, zaman kavramini kaybediyor insan, biri gelip hatirlatincaya kadar. bende de oyle oldu. saymak istemedim, saymadim aylari. her gun bir gorevmis gibi tekrar kanattim orayi. kabuk tutmasin, iyilesmesin diye. iyilesirse beklenmeyecekti cunku artik. onun actigi yaranin onsuz iyilesebildigi kanitlanmis olacakti. -hayatin gercegiydi bunlar. niye abartiyorduk canim bu kadar?- hani herkesin bildigi, olum gibi bir sey olacak, ama kimse olmeyecekti. sureci geciktirmekti benim yaptigim. olum gibi olan seyi ertelemek. ama felaketi surekli taze ve diri tutmak: yasasin mazosizm! ama nicin? nicin vazgecmemek gercekten? boylesine tutunmak coktan tarihe gomulmus ihtimallere. hayat neden sahici insanlara hic acimiyor. ve ne kadar derinse o kadar kotu bitiyor. her kucuk naifliginiz icin korkunc cezalar cekiliyor. ve bazi hayalleriniz cok pahaliya patliyor.
bazen cevremdeki insanlarin ne kadar degistigini, artik baskalarina gulumsedigimi fark edip sasiriyorum. naber diyor, neler yaptin, hatirliyorum ki surekli zaman degismis yine, degisiyor. bazen ama, azimsanmayacak bir siklikla hem de, dayanamayip yine kanatiyorum yarayi. daha ne kadar surecek bu boyle bilmiyorum. hala cok zor geliyor. anlatamiyorum, gelip bogazimin dugumune oturuyor. yapilmasi gerekeni yapmis olmak insani rahatlatmiyor. cunku cok gec kalindi. bunlari dusunmek icin bile oyle gec ki. ama zaman kayip ve simdiler sonsuz yine, cok uzak bir zamandaki gibi ama hic hayal edemeyecegim bir sekilde. sen orda bensiz gulumserken. icim aciyor ama sucu ustlenecek kimse yok. koseye sikismisligim, caresizligim, sensizligim her seyi tekrar tekrar ustlendi, bir tek bu haric, icim aciyor.
bazen cevremdeki insanlarin ne kadar degistigini, artik baskalarina gulumsedigimi fark edip sasiriyorum. naber diyor, neler yaptin, hatirliyorum ki surekli zaman degismis yine, degisiyor. bazen ama, azimsanmayacak bir siklikla hem de, dayanamayip yine kanatiyorum yarayi. daha ne kadar surecek bu boyle bilmiyorum. hala cok zor geliyor. anlatamiyorum, gelip bogazimin dugumune oturuyor. yapilmasi gerekeni yapmis olmak insani rahatlatmiyor. cunku cok gec kalindi. bunlari dusunmek icin bile oyle gec ki. ama zaman kayip ve simdiler sonsuz yine, cok uzak bir zamandaki gibi ama hic hayal edemeyecegim bir sekilde. sen orda bensiz gulumserken. icim aciyor ama sucu ustlenecek kimse yok. koseye sikismisligim, caresizligim, sensizligim her seyi tekrar tekrar ustlendi, bir tek bu haric, icim aciyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
