yeniden, nasılsın?
çok ayrılık gördüm böyle
tüm istedikleri bir ışıktı
o kadar azına razı oldular ki
içlerinde çok az öfke vardı
adımlarını duyarım, seslerini duyarım
sıradan şeylerden bahsettiklerini
gazetelerde okuduğunuz küçük şeyler gibi
ya da akşam evinizde konuştuklarınız
size ne yapıyorlar, hanımlar ve beyler?
zayıf kayalarınız ufalanacak yakında
parçalanmış görünüşünüz
kalbim çekildi yolunuzdan
her şey olduğu gibidir
zaman zaman dünya titrer
şanssızlık sadece şanssızlığa benzer
çok derin, çok derin, çok derin
mavi gökyüzüne inanmak istersiniz
bu çok iyi tanıdığım bir his
bazı zamanlar inanıyorum hala
hala inanıyorum, kabul etmeliyim
ama inanmıyorum kulaklarıma
ah, evet sana çok benzerim
ben de tıpkı senin gibiyim
senin gibi, bir kum tanesi gibi
ebediyen dökülecek kan gibi
hep yaralanacak parmaklar gibi
evet, ben senin dost yaratığınım
1964 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1964 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ekim 2014 Perşembe
Now is the time for a digression in which to describe our heroes' feelings:
Arthur keeps watching his feet, but his mind's on Odile's mouth and her romantic kisses.
Odile is wondering if the boys notice her breasts moving under her sweater.
Franz thinks of everything and nothing. He wonders if the world is becoming a dream or if the dream is becoming the world.
***
Franz would have given a lot... His gold watch, his American books, his two hands, he didn't know exactly... But he would have given a lot to console Odile. One only had to look at her to realize the world was crumbling around her.
***
-Isn't it strange how people never form a whole?
-In what way?
-They never come together. They remain separate. Each goes his own way, distrustful and tragic. Even when they're together, in big buildings, or in the street.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

